Ev Neden İkinci Derimizdir?
“Ev bizi kapsayabilmek için sağlam olmalıdır, yani kendimizi rahat hissetmemizi sağlayan bir alanın sınırlarını çizmek yoluyla bize güven verebilmek için ‘sert’, ‘yalıtkan ve dışarıya kapalı’ olmalıdır. Ama dış dünya ile iletişimimiz temeldir ve ev de bizi dış dünyadan koparmadan, uygun bir şekilde etkinliklerimizi geliştirmemize olanak tanımak için aynı zamanda ‘esnek’ ve ‘açık’ olmalıdır. Evin de bedenimiz kadar bize yararlı ve doyum kaynağı olmasını bekleriz. Bunun sonucunda habitat üzerinde bedenimizin ‘resmini’ az çok yeniden üretiriz; beden hatlarımızı ve fizyolojisinin çizgilerini orada yeniden yaratırız.”
— Alberto Eiguer, Evin Bilinçdışı Çeviren: Perge Akgün | Özgün baskı: Dunod, 2004 | Türkçe baskı: Bağlam Yayıncılık, 2013
Yazar Hakkında
Alberto Eiguer, Fransız psikiyatrist ve psikanalisttir. Aile ve çift terapisi alanındaki kuramsal çalışmalarının yanı sıra mekân psikolojisi üzerine yürüttüğü araştırmalarla tanınır. Evin Bilinçdışı, Eiguer’in mimari ve psikanalizi buluşturduğu özgün eserlerinden biridir.
Kitap Ne Hakkında?
Evin Bilinçdışı, evi yalnızca tuğla ve harçtan ibaret bir yapı olarak değil; bireyin iç dünyasının, bilinçdışı ihtiyaçlarının ve ruhsal sınırlarının somutlaştığı bir alan olarak ele alır.
Eiguer’e göre ev üç temel işlev üstlenir:
Kapsayıcılık ve güvenlik: Ev, bizi dış dünyanın kaosundan koruyan, mahremiyet ve güven duygusu yaratan “sert” bir yapı olmalıdır. Bu sınır, bedenimizin derimize benzer — dışarıyı içeriden ayıran, ama tamamen kapamayan bir membran.
Esneklik ve açıklık: Sağlıklı bir ev, dış dünyayla bağlantıyı koparmaz. Sakinlerinin büyümesine, değişmesine ve toplumsal yaşama katılmasına olanak tanıyan bir geçirgenliğe sahiptir.
Bedenin yansıması: Eiguer’in en çarpıcı tezi budur: Biz evlerimizi bilinçsizce bedenimizin bir uzantısı olarak biçimlendiririz. Evin sınırları, beden hatlarımızı; odaları ise iç organlarımızı andırır. Bir köşedeki dağınıklık, bakımsız bir duvar, ışık almayan bir oda — bunlar yalnızca estetik sorunlar değil; bireyin ruhsal dünyasındaki bir yaranın mekânsal dışavurumu olabilir.
Neden Okumalısınız?
Bazı evlerde neden kendinizi huzurlu, bazılarında ise huzursuz hissettiniz? Neden taşındıktan sonra yıllarca “ev gibi” hissedemedik bir yerde? Neden büyüdüğümüz evin kokusu bizi anında geçmişe taşır?
Evin Bilinçdışı, bu soruların psikanalitik yanıtını arıyor. Doğduğunuz ya da büyüdüğünüz evin sizi nasıl şekillendirdiğini, bugün yaşadığınız mekânla olan ilişkinizin bilinçdışı kökenlerini ve evin mahremiyet, sahiplik ve aidiyet ihtiyaçlarımızla nasıl örtüştüğünü anlamak istiyorsanız bu kitap size farklı bir bakış açısı sunacaktır.
Mimarlık, psikoloji veya psikanaliz üzerine okuma yapanlar için olduğu kadar; evi yalnızca fiziksel bir alan olarak değil, bir yaşam biçimi olarak düşünenler için de değerli bir başvuru kaynağı.


