Kurucunun Kaleminden

Yaşam boyu alerji yolculuğum:
1976'dan bugüne

Bebeklikten perimenopoza uzanan bir nefes hikâyesi; tıp, Winnicott ve içimdeki meraklı kız.

Altı aylık bir bebekken başlayan bir nefes hikâyesi bu. Kırk yedi yaşında, orman kenarında bir bahçe katında yeniden karşılaştığım eski bir tanıdığın hikâyesi. Bir mühendis titizliğiyle kendi bedenimi izlerken, içimdeki meraklı kız hep aynı soruyu sordu: acaba menopoz ve astım arasında, benim de yaşadığım bir bağ var mı? Bu yazı bir tıbbi rehber değil — benim kişisel yolculuğum. Ama belki senin hikâyenle de bir yerde kesişir.

Zeynep Kamil'den Çapa'ya: hikâye nasıl başladı?

Altı aylık bir bebekken, bir gezme dönüşünde annem beni yıkamış; ardından gezintimiz Zeynep Kamil Hastanesi'nde devam etmiş. Astım hikâyem böylece başlamış. Şiddetli başlayan ataklarım, iki yaşıma kadar defalarca gece acil başvurusuna ve hastane yatışına neden oldu.

En sonunda, kız kardeşimin doğumunda yaşadığım kıskançlık krizinin çok ciddi bir astım atağına dönüşmesiyle ailem daha ciddi bir tedavi arayışına girdi. Çapa Tıp'ın ileri görüşlü klinisyenlerinin önerisiyle — binbir zorlukla, pilotların Fransa'dan satın alıp getirdiği aşılarla — tedavim yaklaşık üç yıl sürdü. Ve nihayet beş yaşında semptomlarım geriledi.

Buradan hem Çapa Tıp'ın değerli doktorlarına hem de o yıllarda bu aşıları Fransa'dan taşıyan THY'nin kıymetli pilotlarına sevgilerimi iletiyorum.

Tedavim biter bitmez, beş buçuk yaşında koşa koşa ilkokula başladım ve sorunsuz bir çocukluk geçirdim. Üniversite yıllarına kadar ciddi bir atak yaşamadım. Ta ki arkadaşlarımla Belgrad ormanlarında koşuya gittiğim o güne kadar. O gece, çocukluğumdaki nefessiz kalışlarımı ilk kez yeniden hatırladım. Bu sefer çok hızlı biçimde astım ilaçlarıyla tedavi oldum; doktorum tedavi bitince ilaçlarımı kesti.

Kırk yedi yaşında: eski bir tanıdık geri döndü

Kırk yedi yaşında astım tablom yeniden döndü. Bu sefer suç tamamen benimdi. Orman kenarında bir bahçe katına taşındım; bir de bahçeden içeri küçük bir kedi evimizi sahiplendi. Sonra bir tane de ben sahiplendim.

Kedilerimin varlığı, ormana komşu ev, baharda her yeri sapsarı bürüyen polenler — bunların hepsi üst üste binince alerjik yüküm kritik eşiği aştı ve gece acil ziyaretlerim yeniden başladı.

Ben orman, bahçe ve kedi istedim; astım da geri geldi. İşin ironik yanı, hâlâ da bunlardan vazgeçmek istemiyorum.

Winnicott ile tanışmak: ruhun bedene mektupları

Sağlığın, bedensel ve ruhsal bütünlüğün bir bileşkesi olduğuna inanırım. Mesleğim icabı bedensel yönüyle yakından ilgileniyorum; hobi olarak da ruhsal yönünü anlamaya çalışıyorum.

Bu okumalarımda Donald Winnicott ile tanıştım. Birkaç kitabı için hazırladığım kısa özetleri kitaplar bölümümüzde bulabilirsin. Winnicott'un çocukluk astımını psikosomatik bir mesele olarak ele alması ilgimi son derece çekti.

Annemle yaptığım detaylı konuşmalar sonrasında şunu öğrendim: ikiz erkek bebeklerini kaybettikten yalnızca iki ay sonra bana hamile kalmış ve bu süreçte bebeklerini kaybettiği için derin bir depresyon yaşamış. Belki de Winnicott'un dediği gibi ruhum, "astım semptomu"nu anneme ulaşmak için bir yol olarak kullandı.

Küçük bir çocukken, hastanede verilen havayı iki elimle kendime çekip hızlı hızlı nefes almaya çalıştığımı hatırlıyorum. Yaşama içgüdümün çok kuvvetli olduğunu biliyorum.

Annemle üç yıl boyunca vapurla Çapa'ya gidip aşı olmanın — hem bedenimi iyileştiren tedavinin hem de annemle paylaştığımız o yolculukların terapötik etkisiyle — astımımın tedavi olduğunu düşünüyorum. Tabii ki bu benim bireysel hikâyem. Zaman ilerledikçe, henüz yeni yeni büyüyen nörobiyoloji ve epigenetik bilimi, belki alerjiler için de bugün bilmediğimiz pek çok şeyi anlamamızı sağlayacak.

İçimdeki meraklı kız: menopoz da mı rol oynadı?

İçimdeki meraklı kız bu sefer şunu düşünmeye başladı: astımımın kötüleşmesi menopozdan da olabilir mi?

Yaşlanmanın ilk kritik eşiği olan kırk dördü geçmem ve belki de perimenopozda değişen hormonlarım da bana bir oyun oynamış olabilir. Bu konuda biraz okuma yaptığımda, menopoz dönemindeki östrojen dalgalanmasının astımın seyrini etkileyebileceğine dair çok zengin bir literatür olduğunu gördüm.

Orman, kedi, polen ve hormon dalgalanması — dört faktör aynı anda üst üste bindi. Bedenimin bu yükü taşımakta zorlanması oldukça anlaşılır.

Şu an neredeyim? Güncel protokolüm

Şimdilik, güncel tedavi protokollerine uygun olarak ve hekimimle birlikte, en sevdiğim mevsim olan bahara girerken tedavimi sürdürüyorum. Alerjik yükümün yüksek olduğu dönemlerde — özellikle polen sezonunda — şu düzeni uyguluyorum:

Benim kişisel protokolüm
  • Levosetirizin + montelukast kombinasyonlu alerji tableti
  • Alerjik rinit için intranazal kortikosteroid burun spreyi
  • Beklometazon / formoterol içeren inhaler kombinasyonu
  • Sabahları bir bardak suda C vitamini; sabah ritüelimin minik bir parçası. (C vitamini, bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunur.)
  • Araçta polen filtresini yeniledim; yolculuklarda camlar kapalı. Yatak odamda HEPA filtreli hava temizleyicim çalışıyor.

Çok değil, üç ay kaldı yaza — alerjiler bitiyor. O zamana kadar bedenimi dinlemeye, protokolüme sadık ve meraklı kalmaya devam edeceğim.

Sabah ritüelime eşlik eden takviye

Sabahları kullandığım gibi, katkısız ve toz formdaki Custom Supplements C Vitamini'ni plantohealth.com.tr'de bulabilirsin.

Ürünleri keşfet → plantohealth.com.tr
C vitamini, bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunur.

Sağlıkla kalın…
Semra Aktaş Şimşek Kurucu, Plantohealth

Önemli: Bu yazı kişisel bir deneyim aktarımıdır; tıbbi tavsiye, teşhis ya da tedavi önerisi değildir. Yukarıda paylaşılan protokol yalnızca yazarın kendi hekimiyle sürdürdüğü kişisel planıdır. Kendi durumun için bir alerji ve immünoloji uzmanına danışman önerilir.
Yazan: Semra Aktaş Şimşek, Plantohealth kurucusu. Kişisel deneyim yazısı.