Sevgililer Günü, Sevgi ve “Yutulma” Hissi
Sevgi her zaman romantik değildir.
Bazen sevgi, sınır koyabilmektir.
Bazen sevgi, yutmamak ve yutulmamaktır.
“Yutan Anne” Arketipi Nedir?
Psikodinamik literatürde “yutan anne” (devouring mother) imgesi, çocuğu kendi duygusal ihtiyaçları için kullanan, sınır koyamayan, “sen bensin” diyen, ayrışmaya izin vermeyen anne figürünü temsil eder.
Çocuk büyürken şunu hissedebilir:
“Ben kendim olabilir miyim, yoksa birinin beklentileri içinde eriyecek miyim?”
Buradaki “yutma” gerçek olmasa da çocuk için gerçek gibi algılanabilir. Çocuk, annenin duygusal alanında eriyip kimliğini kaybetme korkusu yaşar.
Hayatımızdaki ilk güven deneyimi beslenme ile olur.
Bebek için:
- Açlık = tehlike
- Doymak = güven
- Anne = besleyen, sakinleştiren kişi
Psikoloji literatüründe bu erken dönem ilişki, yetişkinlikte stresle baş etme biçimimizi etkileyebilir. Bu sebeple de yeme davranışı sadece fiziksel değil, duygusal bir regülasyon aracıdır.
Bunun Mitolojik Versiyonu: Kronos
Mitolojide bunun çarpıcı bir karşılığı vardır:
Kronos, çocuklarının kendisini devireceği korkusuyla onları yutar.
Burada da aynı tema vardır: Gücü kaybetme korkusu → kontrol → yutma.
Çocuk için mesaj şudur: “Büyürsen beni tehdit edersin.”
Psikoterapötik çerçevede bu “yutulma korkusu” hem anne hem de baba figürüyle ilişkilendirilebilir.
Mitolojik çağlarda da bu yutma korkusunun insan zihninde temsil edildiğini ön görüyor olsakda sistematik biçimde ilk bilinçdışı ebeveyn-çocuk çatışmasını ortaya koyan kişi psikolojinin de babası olan Sigmund Freud’dur.
Bu kavramın mitolojik temsillerle arketipsel düzeyde olduğunu ifade eden ise Jung’dır.
Bebek-anne ilişkisini beslenme metaforu üzerinden detaylandıran ise Melanie Klein olmuştur. Özellikle Klein, bebeğin anne memesini “iyi” ve “kötü” olarak bölmesini ve yutma-fantezilerini anlatır.
Donald Winnicott ise buna çözüm olarak“yeterince iyi anne kavramını” ortaya koymuştur.
Çocuklukta anne ve baba ile yaşanan bu çatışmaların çözülememesi, yetişkin ilişkilerinde de bazen olumsuz duygular hissettirebilir.
- Çok yakınlık = boğulma hissi
- Çok mesafe = terk edilme korkusu
Bu dengeyi kurmak kolay değildir.
Kadınlarda Duygusal Yeme ve “Yutma”
Yeme eylemi psikolojik olarak:
- İçine alma
- Eksikliği doldurma
- Kaygıyı bastırma
- Kendini regüle etme (Sakinleşmek, kendini teselli etmek)
davranışı olarak görülür.
Duygusal olarak yutulmuş hisseden kişi, yeme üzerinden kontrol kurabilir.
“Ben yutulmam, ben yutarım.” demeye çalışıyor da olabilir. Bu bilinçdışı bir denge kurma girişiminin tezahürü olabilir.
Ama neden duygular çoğu zaman mideye iner?
Özellikle yalnızlık, değersizlik ya da reddedilme hissi yaşandığında beyin hızlı ödül veren besinlere yönelir. Şekerli ve yağlı gıdalar dopamin sistemini aktive eder ve kısa süreli rahatlama sağlar. Bu biyolojik bir gerçektir. Ama burada ince bir çizgi vardır, bu yeme ihtiyacı nereden geliyor:
Gerçek açlık mı?
Yoksa duygusal boşluk mu?
Fazla Yeme Kadınlarda Daha Fazla mı Görülüyor?
Araştırmalar kadınlarda duygusal yemenin daha yüksek bildirildiğini gösteriyor.
Ama bunun üç boyutu olabilir:
Sosyal Öğrenme: Kadınlarda “duygularını bastırma” değil “duygularını yiyecekle rahatlatma” yolu kültürel olarak daha normalleştirilmiş olabilir.
Beden Algısı: Kadın bedeni tarihsel olarak denetlenen bir alandır. Yeme – kontrol – suçluluk döngüsü daha erken başlar.
Bağlanma Dinamikleri: Anne ile özdeşleşme kadınlarda daha güçlü olabilir. Anneyle yaşanan sınır sorunları, yeme davranışına daha doğrudan yansıyabilir.
Fazla Yeme Erkeklerde Daha Mı Az?
Gerçekten erkekler kadınlardan daha az mı yiyor, yoksa duygularını farklı bir şekilde mi temsil ediyor? Erkeklerde duygusal regülasyon daha sık:
- Alkol
- Risk alma
- İşkoliklik
- Spor bağımlılığı
şeklinde görülebilir.
Yani “yutma” davranışı yiyecek yerine başka şeyler olabilir.
Yutmak ve Psikoloji
Bebeklikte ilk ilişki ağız üzerinden kurulur.
Beslenme = Güven
Emme = Bağlanma
Doyma = Regülasyon
Bu yüzden yeme davranışı hayat boyu en ilkel sakinleşme aracıdır.
Sevgi eksikliği olduğunda bazen bu eksiklik yeme üzerinden tatmin ediliyor olabilir.
Gerçek sevgi, sınırla gelen beslenmedir.
Doğru seçimdir.
Doğru besindir.
Doğru ritimdir.
Ve belki de Sevgililer Günü’nde en romantik soru şudur:
“Ben bugün gerçekten neye açım?”
Bilgilendirme Notu:
Bu içerik farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır ve profesyonel psikolojik destek yerine geçmez. Ruh sağlığınızla ilgili kaygılarınız varsa bir uzmanla görüşmeniz önemlidir.