Duygusal Zekâ:
Kendini bilmenin en eski yolu
Kütüphanemizin ilk kitabı, rafta yıllardır duran ve hâlâ söyleyecek sözü olan bir klasik. Çocuklarımız için zekâ ve başarı isterken, belki de asıl sormamız gereken şu: Kendi duygularımızı biz ne kadar tanıyoruz?
“Herkes kızabilir, bu kolaydır. Ancak doğru insana, doğru ölçüde, doğru zamanda, doğru nedenle ve doğru şekilde kızmak, işte bu kolay değildir.”Aristoteles · Nikomakhos'a Etik
- Kitap
- Duygusal Zekâ (Emotional Intelligence)
- Yazar
- Daniel Goleman
- İlk yayın
- 1995
- Türkçe
- Varlık Yayınları · Çeviri: Banu Seçkin Yüksel
- Rafımdaki
- 1998, 7. baskı
Kurucunun rafından
İlk kitabımız Daniel Goleman'ın Duygusal Zekâ'sı. 1995'te yayımlanmış; benim rafımdaki, Türkiye'de 1998'de basılan 7. baskı. Oldukça güzel bir kitap.
Hepimiz çocuklarımızın çok zeki, çok başarılı olmasını isteriz. Tabii ki zekânın üzerinde genetiğin mi, çevresel etkenlerin mi daha etkili olduğu konusunda bir türlü hemfikir olamadık.
Bir mühendis olarak yeni mezun olmuş, gerçekten analitik düşünen, karşılaştığım her soruna bir problem çözer gibi yaklaşmaya alışmış biri olarak bu kitap beni oldukça etkilemişti. O zamanlar, bir gün çocuk yetiştirirsem burada anlatılan konulara dikkat etmem gerektiğini düşündüğümü hatırlıyorum.
Şimdi kocaman bir oğlum var. Onun duygusal zekâsını desteklemek için harcadığım çabada, belki de okuduğum bu kitabın payı büyük.
Sen de bir anne babaysan ya da eğitimciysen ve henüz okumadıysan, okumanı şiddetle öneririm.
"Kendini bil": Kitabın kalbindeki eski söz
Kitapta Delfi'deki Apollon Tapınağı'nın girişinde yazdığı söylenen ve Sokrates'le özdeşleşen "kendini bil" sözüne bir atıf var. Goleman bu antik öğüdü bugünün diliyle yeniden okur: Duygularımızı bilmek, kendimizi bilmenin önemli parçalarından biridir.
Markamızın diliyle söylersek: Beden ilk evimizse, duygular o evin içinde dolaşan hava gibidir. Pencereyi açmadan, odanın havasını fark etmek zor.
Sokrates'ten Aristoteles'e: Doğru ölçüyü bulmak
Goleman kitabını Sokrates'le değil, onun öğrencisinin öğrencisi Aristoteles'in oğluna ithafen yazdığı kitaptan bir söz ile açar. Yazının başındaki epigraf, Nikomakhos'a Etik'te anlatılan bir fikrin yaygınlaşmış özetidir: Erdem, iki uç arasındaki "orta"dadır. Aristoteles öfkeyi yasaklamaz. Ona göre ölçüsüz öfke bir aşırılıktır; ama kızılması gereken bir şey karşısında hiç kızamamak da bir eksikliktir.
Duygusal zekâ tam da bu noktada başlar. Mesele duyguyu susturmak değil, onu doğru yere, doğru ölçüde yerleştirebilmektir. Sokrates bize duygumuzu tanımayı, Aristoteles onunla ne yapacağımızı düşünmeyi öğütler. İkisi birlikte, Goleman'ın beş alanından ilk ikisinin, yani duygunu tanımanın ve duygunu yönetmenin iki bin dört yüz yıllık kökünü oluşturur.
Kitap ne anlatıyor?
Goleman, zekâyı yalnızca IQ testlerinin ölçtüğü analitik beceriyle sınırlamaz. Kitabın ana fikri, duyguları tanıma ve yönetme becerisinin de hayatımızı, ilişkilerimizi ve kararlarımızı en az bilişsel zekâ kadar şekillendirdiğidir. Bu beceriyi beş alanda ele alır:
1 Kendi duygularını tanımak
Bir duyguyu, yaşandığı anda fark edebilmek. Goleman'a göre her şey bu öz farkındalıkla başlar.
2 Duyguları yönetmek
Duyguyu bastırmak değil; ona uygun bir yer açmak, kendini yatıştırabilmek.
3 Kendini harekete geçirmek
Duyguları bir hedefin hizmetine koyabilmek, sabırla ve umutla yola devam edebilmek.
4 Başkalarının duygularını tanımak
Empati: Karşındakinin söylemediğini de duyabilmek.
5 İlişkileri yürütmek
Başkalarının duygularıyla birlikte, onlara saygı göstererek ilişki kurabilme sanatı.
1995'ten bugüne: Zekâ hakkında neler değişti?
Zekâ genlerimizde mi yazılı, yoksa yaşadığımız evde, okulda, ilişkilerde mi şekilleniyor? Kitabın yayımlanmasından bu yana geçen otuz yılda bu soruya verilen cevap daha incelikli hâle geldi. Kısa cevap: ikisi birlikte, ama sandığımızdan daha ilginç bir biçimde.
Genlerin payı yaşla artıyor
İkiz ve evlat edinilme çalışmaları, zekâ testi puanlarındaki farklılıkların kalıtımla açıklanan kısmının erken çocuklukta yaklaşık %20–25 iken genç yetişkinlikte %80 civarına çıktığını gösteriyor. Bilim insanları buna "Wilson etkisi" diyor.
Tek bir "zekâ geni" yok
Genom çalışmaları, her biri çok küçük etkiye sahip binlerce gen varyantı buldu. Hepsi bir araya getirildiğinde bile, insanlar arasındaki zekâ farklarının yalnızca yaklaşık %7–10'unu açıklayabiliyor.
Eğitim zekâyı besliyor
600 binden fazla kişiyi kapsayan bir meta-analize göre her ek eğitim yılı, zekâ testi puanlarını ortalama 1 ile 5 puan arasında artırıyor ve bu etki yaşam boyu sürüyor.
Puanlar kuşaktan kuşağa değişiyor
20. yüzyıl boyunca zekâ testi puanları her on yılda 3–5 puan yükseldi (Flynn etkisi). Son yıllarda bazı ülkelerde bazı alanlarda düşüş, bazılarında ise artış görülüyor. Genler bu kadar hızlı değişmediğine göre, bu dalgalanmayı açıklayan şey çevre.
Duygusal zekâya ne oldu?
Bugün araştırmacılar duygusal zekâyı üç farklı biçimde tanımlıyor: duyguları algılama ve yönetmeyi ölçülebilir bir yetenek olarak gören model, kişinin kendini nasıl değerlendirdiğine dayanan özellik modeli ve Goleman'ın kitabıyla yaygınlaşan, ikisini birleştiren karma model. Güncel meta-analizler, karma modelle ölçülen duygusal zekânın büyük ölçüde zaten bilinen kişilik özellikleri ve genel zihinsel yetenekle örtüştüğünü gösteriyor. Yani kitabın alt başlığındaki "IQ'dan daha önemli" iddiası bugün abartılı bulunuyor. Ama duygularını tanımanın ve yönetmenin değerli olduğu fikri yerinde duruyor; duygusal zekâ her şeyi açıklayan anahtar olmaktan çıkıp insanı anlamanın önemli parçalarından biri olarak yerleşti.
Ya "çoklu zekâ"?
Bu eleştiri duygusal zekâya değil, ayrı bir kurama yöneliktir. Goleman'dan önce, 1983'te Howard Gardner zekânın tek değil, müzikal, uzamsal, bedensel, kişilerarası gibi birçok türü olduğunu öne sürmüştü. Bu fikir okullarda çok sevildi. Ancak pek çok araştırmacı, bu zekâların beyinde birbirinden bağımsız sistemlere karşılık geldiğine dair kanıt bulunamadığı için kuramı bir "nöromit" olarak değerlendiriyor. Gardner ise kuramının nörolojik bir kuram olmadığını savunuyor.
Okurken aklında tutman gerekenler
Kitabı eve taşımak
Kitabın en çok anneler, babalar ve eğitimciler için değerli olmasının bir nedeni var: Duyguları tanıma becerisi önce evde, en yakın ilişkilerimizin içinde biçimlenir. Bunlar birer kural değil, okurken kendine sorabileceğin sorular:
Duygunun adı ne?
Bugün hissettiğin şeye tek bir kelimeyle isim verebilir misin? İsim koymak, bazen kapıyı aralamaktır.
Evde duyguya yer var mı?
Evindeki konuşmalarda öfkeye, hüzne, sevince eşit yer açılıyor mu?
Söylenmeyeni duymak
Çocuğunun, eşinin ya da bir dostunun sessizliği sana ne anlatıyor?
Önce kendin
Bir çocuğa duygularını tanımayı öğretmenin en sessiz yolu, kendi duygularını tanıyan bir yetişkin olmak olabilir mi?
Duygularla ilgili zorlandığın bir dönemdeysen, bir kitap iyi bir yol arkadaşıdır ama tek başına yeterli olmayabilir. Bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmak, kendine gösterebileceğin en şefkatli adımlardan biridir.
Senin rafında hangi kitap var?
Kütüphanemiz okurlarının yansımalarıyla büyüyor. Seni etkileyen bir kitabı bizimle paylaş; belki bir sonraki öneri senden gelir.
Bültene katıl, önerini paylaş →
